16 Aralık 2017 Cumartesi

Ankara Kakule Kahve~♡

Kışı ne kadar sevsem de tabii ki dolaşırken insanın sıcacık bir kafeye giresi geliyor. Ben de kışın bu yönünü seviyorum zaten. Sıcacık bir kafede, dışarda yağan karı seyrederek, içeceğimi içerek arkadaşlarımla sohbet etmek, kitap okumak ya da ders çalışmak.. 

Büyük, kalabalık kafeleri sevmiyorum ama. Gösterişten uzak, küçük, sıcacık kafeler daha dinlendirici oluyor. Dekorasyonu da güzelse değmeyin keyfime~

Böyle kafeler nadir olduğu için bulduğum zaman çok seviniyorum:)

Ankara'da yakın zamanda gittiğim tam da bu anlattığım gibi bir kafe var. Hava soğukken gittiğim için olsa gerek, daha da içim ısındı benim:)
Kakule Kahve, Ankara Kızılay'da güzel mi güzel bir mekan~
Gittiğimizde içerisi doluydu biz de dışarda oturduk bir süre. Tiyatrolar, çeşitli etkinliklerle ilgili bilgiler verilen broşürler asılıydı, bir süre onları inceledik, içeceklerimizi içtik ve içerde yer boşalınca geçtik içeri. 
Oturduğumuz yerin tatlılığına bakın
Yanımızdaki duvarda asılı olanlar da, satılan çeşitli defterler, kupalar, magnetler, çantalar.
Onlar da mekanın havasına uygun tasarlanmış şeyler tabii ki 

Kışın burada oturup sıcacık içeceğinizi içerken yağan karı izlediğinizi hayal edin 
Ne kadar da kitap okumalık, ders çalışmalık bir mekan değil mi?
Ya da tek başına cam kenarına oturup sadece sakinleşmelik:)

Yazın gitmedim ama eminim yazın da ayrı bir tadı oluyordur

Daha fazla bilgi almak ve yapılan etkinliklerden haberdar olmak isterseniz instagram linkini şöyle bırakayım:) ~~> Tık Tık 

Ankara'ya yolunuz düşerse ya da Ankara'da olup da yeni bir mekan arayışındaysanız tavsiyemdir:)

Mutlu Günler







15 Aralık 2017 Cuma

Korece Kursu | Kültür Dersi ♡

Merhabaa! 
Nasılsınız? Neler yapıyorsunuz?
Bugünlerde o kadar hareketli zamanlar geçirdim ki. 1 hafta evden çıkmadığım günleri özledim. Sessiz, sakin, kendi halimde yaşamayı seviyorum. Her şey üst üste gelince de stres oluyorum, bunalıyorum. Bugünden sonra da sakin olacağım muhtemelen zaten. Korece kursumun da dün bitmesiyle kendimi artık KPSS'ye verebilirim sanırım:) 

Kursların son günleri hep en kaynaşılan, en eğlenceli günleri oluyor. Bu kursta da 2 ay boyunca oluşturamadığımız ortamı dün oluşturduk😅 Hem bu kur cidden zordu, hem de konular yetişmeyecek diye az ara veriliyordu. Biz de birbirimizle konuşamıyorduk bile haliyle:)

Kursun son günlerinde de kültür derslerimiz oluyor. Bazı derslerde geleneksel kıyafetler giyip onları tanıyoruz, bazı derslerde de geleneksel Kore oyunları oynuyoruz. Biz dün geleneksel bir oyunu oynadık.Tabii ki yemeksiz olmazdı:)) Bizler Türk yemekleri götürdük, öğretmenimiz ve sınıftaki Japon arkadaşımız da kendi kültürlerinden yemekler getirdiler. 
Normalde acı yiyemem ama öyle güzel tatlı acıları vardı ki yemeklerin, hem acıdan gözlerim yaşardı hem de doya doya yedim:)) Bazı arkadaşarıma çok da acı gelmemiş ama ben normalde de yiyemediğim için fazla geldi:) Olsundu, yine de lezzetliydi.
Sonra da öğretmenimizin ikramı şekerlerimizi tatlı niyetine yedik:)
Yemekten sonra sınıfımıza çıkıp geleneksel bir Kore oyunu olan 윷놀이 (Yutnori) oynadık. Açıkçası bu kadar eğleneceğimi düşünmemiştim ama hem sınıfça kaynaşmış olduk hem de vaktin nasıl geçtiğini  anlamadım ve unutulmaz bir son ders oldu benim için:)
Kore'de çok çok eski yıllardan beri herkesin oynadığı, orda gördüğünüz tahtaları atarak gelen sayıya göre oynanan bir oyun. Kızma biradere benziyor biraz. Ama bence çok daha eğlencelisi:) 

Her şeyin sonu insanı biraz üzüyor tabii ki ama yine güzel insanlar ve anılar biriktirdim çok şükür ♡ 

Mutlu akşamlar  



12 Kasım 2017 Pazar

Sevgili Günlük ♡

Merhabaa! 🍂
Kasım hiç bitmesin istiyorum♡ Bunu sadece ben mi istiyorum?
Sonbaharı en güzel bu ayda hissediyorum~♡

Bir de hava değişiminden ortaya çıkan hastalıklar olmasa:)

Miskinlik ve hastalıkla geçen bir pazar günüydü~
1-2 hafta o kadar yoğun ve yorucu geçti ki. İşlerim biter bitmez hemen hastalık çıktı ortaya fırsatını bulunca:) 
Dün mecbur kalmadıkça çıkmadım yataktan ve Stranger Things'i bitirdim sonunda~ İzlemediyseniz şiddetle tavsiye ederim. Uzun dizi izleyemiyorum ama beni sürüklesin de diyorsanız benim gibi, tam size göre:) Şimdi ne izlesem arayışındayım:)
Günlerdir "Nane, limon kabuğu, bir güzel kaynasın aman ha ha ha haha içine hatmi çiçeği, biraz çörek otu katasın aman ha ha hahaha hapşuu!" eşliğinde bitki çayları içiyorum😅
Hasta insan başucu diye de bir şey var tabii. Benimki kahveli oldu ama😅 Canım çikolata çekince evde de olmayınca kahveyle bastırdım isteğimi ben de:)

Neyse ki bugün kendime geldim biraz daha da "Oturdum ellerimle, sana kek yaptım~" eşliğinde kek yaptım bu sefer de 
Peki sonbahar gelir de ben örgüye başlamazsam olur mu? Olmaz tabii ki:) Kendime küçük, yumuş yumuş bir battaniye örüyorum. Kolay bir model seçtim ki çok zorlanmayım, hem de kafam dağılmış olsun:)

Şimdi ben çalışmam gereken dersler yokmuşçasına sıcacık çayımı alıp örgüme devam edeceğim bir güzel😅

Hepinize mutlu, huzurlu akşamlar ♡

8 Ekim 2017 Pazar

2017 Kore-Türkiye Dostluk Spor Günü~

Merhabalar!
Nasıl anlatsam?
Nereden başlasam?
Yaklaşık 1-1 buçuk aydır ölü gibi geziyorum. Sürekli yatmaktan falan bahsetmiyorum. Psikolojik olarak ölü gibi. Yaptığım hiçbir şeyden zevk almıyorum, olumlu düşünceler zihnime uğramıyor bile. Hem arkadaşlarıma hem de aileme huzursuzluk verdiğim bir dönemdi yani:)
Sebebi de hiç alakam bile olmayan bir işe girmiş olmam. Zira fazla dayanamadım ve işten ayrıldım.
Hızlı bir karar oldu ama pişman değilim😅 Kendimi biraz daha geliştirmek istiyorum.

Neyse. Aslında konum bu değildi :) Dün Kore-Türkiye Dostluk Spor Günü etkinlikleri vardı.  Koşu, yakartop, futbol, halat çekme gibi çeşitli sporlarla Koreliler ve Türkler'in kaynaşmasını sağlayan bir etkinlik. Oyunlara katılanlara da çeşitli hediyeler verildi. Günün sonunda da çekiliş yapıldı. Kore'ye gidiş-dönüş uçak bileti, telefon, birkaç elektronik eşya vs. Bir de 29 Ekim'de İstanbul'da gerçekleşecek olan FT Island konserine bilet.

Çekilişlerde hiç şanslı değilimdir. Yıllardır Kore Kültür Merkezi'nin etkinliklerine katılırım, bir sakız dahi çıkmadı😅 Bugün de umutlu değildim tabii ki. Ama beklemediğim şeyler oldu. Bu konuya yazının sonunda değineceğim:)

Önceki bir yazımda da bahsettiğim Kore'nin ulusal egzersiziyle başladık güne:) Hatta şuraya koyayım linkini:) Tık Tık~~
Sonra diğer oyunlara geçtik. Yakartop, halat çekme ve güreş oyunlarına katıldım. Güreş demişken, bildiğimiz güreş değil, Kore usulü güreş :))


Her oyundan sonra oyuna katılanlara hediyeler verildi:)
Ballı kek sanırım bu. Henüz kıyıp da yiyemedim ama duyduğuma göre çok lezzetliymiş:) Keyifle yiyeceğim bir ana saklıyorum:)
Ve tatlı patates (고구마) Hep merak ederdim tadını, sonunda merakımı giderebileceğim:)

Sıra öğle yemeği vakti! Yemek verileceğini biliyorduk ama Kore yemeği olacağına pek ihtimal vermemiştik. Yemek kokuları gelmeye başlayınca nasıl sevindik anlatamam! Menüde bulgogi, pilav ve böyle balık soslu kimchi gibi bir şey vardı onun adını bilmiyorum pek de beğenmedim aslında:) Neyse onun dışında çok lezzetliydiler tabii ki!:)

İkinci arada da ddeokbokki yedik:)
Çay-kahve servisi de vardı. Kırmızı ginseng çayı aldım ama evde içmek için :))

Ve günün sonuna geldik. Çekiliş zamanı!

Bilin bakalım FT Island konser bileti kime çıktı? İstemediğim için tabii ki bana çıktı😅 Sen yıllarca her etkinliğe katıl, ücretsiz Korece kursu bari çıksın diye çekilişleri kovala ama bir usb bile çıkmasın. Bu etkinlikte konser bileti vereceklerini duyunca demiştim ki inşallah bana çıkmaz, severim de pek dinlediğim bir grup değil yine de. Gitmek için bilet satın almayacağım ama çıkarsa da kafam karışır şimdi bu fırsat kaçar mı diye düşünürüm. O yüzden lütfen çıkmasın. Ama gelin görün ki bilet çıktı ve kafam da iyice karıştı:) Cnblue bileti olsa 150 defa da çekiliş olsa bana çıkmazdı işte böyle de şansı tersten dönen biriyim😅
Büyük ihtimalle başka bir arkadaşıma vereceğim. İstanbul'da olunca düşündürdü biraz gitmezsem çok da üzüleceğim bir grup değil çünkü:)
Cnblue 3-4 dakikalık bir şarkı söyleyip sahneden ineceği halde o kadar yolu tepip gitmiştim ama o ayrı bir konu😅 
Neyse bakalım daha 20 gün var :)

Eğlenceli ve bir o kadar da adrenalinli bir gündü:) Uzun süre sonra böyle bir etkinlik çok iyi geldi 
Ben de kendime geldim. İnsanın sevdiği ortamlarda olup sevdiği şeyleri yapması ne kadar önemliymiş:)

Mutlu geceler! 





14 Eylül 2017 Perşembe

Sevgili Günlük; Biraz içimi dökmek istiyorum~

Yeniliklere o kadar kapalıyım ki. Yeni bir ortama girmek, yeni bir işe girişmek, alışıldığın dışında hayatımda bir şeyler olması... Beni o kadar geriyor, o kadar uykularımdan ediyor ki. İnsanlar monotonluğundan bıkıp yeni arayışlara girerken ben kendi monotonluğumda yaşayıp gitmek istiyorum. Bu özelliğim yüzünden de hayatımın en renkli geçebilecek zamanlarını bomboş geçiriyorum. 

Hayal kırıklığı yaşamaktan, hata yapmaktan o kadar korkuyorum ki. Evet hiç başarısız olmuyorum. Çünkü hiç denemiyorum. Bu korkularım yüzünden hiçbir şey denemiyorum.

Başarılı mı olacağım, başarısız mı olacağım merak etmiyorum. Yeter ki düzenim bozulmasın, huzursuz olmayayım. 

İnsanların hayatında tabii ki inişler çıkışlar olacak. Ama benim yıllardır inişim de yok çıkışım da. Dümdüz devam ediyorum. Halimden de şikayetçi değilim. Bu en kötüsü işte. Bazen diyorum ki kalk Gülcan. Bu yaşlarında denedin denedin, bir daha vaktin de olmayacak enerjin de. Ama sonra içimi öyle bir korku kaplıyor ki. Yemeden içmeden kesilmeli bir korku düşünün. 

İnsanların hayatında çok olağan gördükleri bazı değişiklikler benim bütün psikolojimi altüst edebiliyor.

İlerde çok pişman olacağımı biliyorum. Gençliğimi nasıl bu kadar düz yaşadım, neden kıymetini bilemedim diyeceğimi biliyorum. O yüzden ufak tefek de olsa harekete geçtim. Ama bir de bana sorun neler çekiyorum. İçimde ne fırtınalar kopuyor.

Bir kırılma noktam var gibi hissediyorum. Kabuğumdan bir kurtulsam sanki devamı gelecekmiş gibi. Ya da en azından tam olarak ne istediğimi öğrenecekmişim gibi. 

Ne kadar abartıyorum değil mi? Bence de. Ama beynimin mantıklı düşünemeyen bir kısmı var ve sürekli beni tetikliyor. Sürekli onu susturmaya çalışıyorum.

Küçük bir öz eleştiri yazısıydı bu. İçimi döktüm biraz da.

Allah çıktığımız her yolu bizim için hayırlı kılsın. 
Her şey gönlümüzce olsun inşallah~

27 Ağustos 2017 Pazar

İşte Öyle Bir Şey ♡

Merhaba! 
Tatil bitmek üzere artık umarım harika bir yaz geçirmişsinizdir ~
Son zamanlarda ne blog yazıları okuyabiliyorum ne blog yazmak için bilgisayar başına oturabiliyorum. Boş vaktim olmadığından değil ama sürekli aklım dolu olduğu için boş vakitlerimde sadece tavana bakmayı falan tercih ediyorum😅

Ben bu kadar atraksiyona alışkın değilim efendim artık düşünmekten içime kapandım iyice.
Havalar da serinledi bugünlerde. Daha bir rahatladım artık:) 

Kendime çok fazla vakit ayıramadığım için eksiklerim arttı ve alışverişe başladım mecbur:) Yine kendimi tutamayıp yaz kıyafetleri yerine sonbahar kıyafetlerini tercih ettim ama ne yapayım. Yazlık modeller ilgimi çekemedi bir türlü. Hem sonbahar da geldi sayılır:) Hazır bayram indirimleri de başlamışken Gratis'e attım kendimi. Alacağım çok bir şey yoktu aslında. Aşık olduğum rujumu kaybetmiştim ve yenisini almalıydım! Bir de fondöten:)

Aslında maybelline affinimat kullanıyordum ben ama artık o satılmıyor galiba bulamadım bir türlü. Ama karma ve yağlı ciltlere uygun olan başka bir fondöten aldım.
Bu da o bahsettiğim ruj ♡  Maybelline Matte 987 Smoky Rose. Çok doğal bir görünümü var. Öyle çeşitli tarzda makyajlar yapmadığımdan benim için çok kullanışlı:)
Diziler filmler izliyorum bir yandan da. Eğer başıma bir şey gelmeyecekse söyleyeyim, ben Yüzüklerin Efendisi'ni hiç izlememiştim:) Arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine başladım. 4 saate yakın olduğu için bir bölümü 2 güne bölerek izliyorum😅 Dün İki Kule'yi bitirdim. Bugün de son filme başlarım:)
Yine arkadaşımın önerisiyle Twenty Again adlı diziye başladım. Henüz bitirmediğim için yorum yapamıyorum ama merak ederseniz sizi şu yazıya yönlendireyim:) EnjoySarang
Bir de iş arıyorum. Beni en çok sıkan konu da bu işte. Eğer hiç iş tecrübeniz yoksa benim gibi, beni anlayabilirsiniz. Telefonum ne zaman çalsa geriliyorum kimin aradığını görene kadar. Hem arasınlar istiyorum hem de aramasınlar:) Öyle karmaşık duygular içindeyim yani:)

"Sevgili Günlük" tadında bir yazı oldu sanki. Kendi halimde yaşıyorum bu sıralar işte. Bu arada dizi-film önerilerine açığım. Özellikle de film:) 

Mutlu pazarlar! 🌸


10 Ağustos 2017 Perşembe

Tatlı Küçük(!) Değişiklikler ♡

Merhaba!🌸
Temmuz bitmiş, Ağustos gelmiş de bir de 10 gün mü geçmiş?

Uzun süredir kafamı toparlasam da  bir şeyler yazsam diyordum. Ama günlerim hep gündüz iş yapmakla akşam da dinlenmeye çalışmakla geçiyor. Hem de bu sıcaklarda! Üzerine bir de psikolojik durumumu ekleyince gerçekten zorlandığım bir dönemi bitirmek üzereyim. Ya da yeni mi başlıyorum?:) 

Böyle yazınca sanki kötü bir şey yaşamışım gibi oldu ama öyle değil. Aslında normal insanlar için mutluluk verici bir şey belki. Ama benim gibi 25 yıldır dümdüz bir hayatı olan biri için şok etkisi yarattı:)
Yıllardır taşınmayı düşünüyorduk, hatta ben de çok istiyordum. Evimi sevmiyordum, odam salona bağımlı diye yıllarca söylendim. Hem babamın işine de çok uzaktı evimiz. Taşınmamızdan doğal hiçbir şey yoktu aslında. Ama gelin görün ki bu sene bu sefer ciddi ciddi ev arayıp evi de tutunca işler değişti. Evi tutuktan sonra evimize dönerken boğazımda oluşan düğümü size anlatamam. Ne çok seviyormuşum meğer evimi😅 Yakın bir yere taşınsak yine sorun değildi ama hiç bilmediğimiz bir semte gitmek biraz etkiledi tabii. Biraz mı? 

Ben geçmişimle yaşayan biriyim. Kötü bir şey ama öyle. Hep geçmişte takılı kalırım, hep geçmişe özlem duyarım. Hal böyle olunca doğup büyüdüğüm yerden ayrılma düşüncesi de fazla etkiledi beni.  Mesela yazın akşamları evde duramam. Hemen ararım birkaç arkadaşımı dışarı çıkalım diye. Neredeyse bütün arkadaşlarıma hatta şehir merkezine toplu taşımayla yaklaşık 1 saatlik uzaklığa gitme fikri hiç hoş gelmedi bana başlarda:)) "Arabayla 25-30 dakikacık yol canım nedir yani?" diye diye alıştırdık kendimizi:)

Yukarda yazdığım kadar melankolik değilim artık. İlk başta hissettiğim yoğun duyguları şimdi dışa vurdum sadece:) Babam her gün neredeyse 2 saati bulan işe gitme yolundan kurtuldu, bize de değişiklik oldu ne güzel diyerek iyi yönlerine bakıyorum:)

Önceki evde uzuuunn süre önce boyanan pembe-lila odamdan bembeyaz bir odaya geçiş yaptım mesela, içim açıldı valla:) (Evet pembe-lila, çocuk sayılırdım o zamanlar😅) En çok da koyu kahverengi olan yatak başlığımı boyadığıma sevindim galiba:)

Minik bir de balkonum var, nasıl huzurlu bir görseniz ♡ Ama daha düzenleyemedim orayı. Arkadaşlarımla kahve içip sohbet edebileceğimiz küçük bir alan oluşturacağım:) 

Yavaş yavaş yaklaşık 1 aylık yorgunluğu bırakıp normal hayatımıza dönmeye başladık çok şükür. En azından şu an dinlenirken kafamı toplayıp bunları yazabilmem bile yeter bana:) 

Sevdiklerimiz yanımızda olunca, sağlığımız yerinde olunca çok şükür her şeye alışırız. Bu ufak tefek kafaya takmalar hayatın tuzu biberi ♡  Allah hayırlı günler nasip etsin yeter ki~~

Bu da böyle bir iç dökme yazısıydı~~ 
Mutlu akşamlar 



18 Temmuz 2017 Salı

Bir Tatlı Huzur ♡



Merhabalar!
Bu sabah İstanbul'da sağanak yağış haberleriyle uyandım. İnşallah en az hasarla atlatılır.
Ankara'da durum hala aynı. Sıcaklardan bunaldıkça aklıma serin serin geçirdiğim tatil günleri geliyor~ Serin serin yaptığım piknikler:)

Doğa insana ne kadar iyi geliyor değil mi? Ama doğayla aramıza ne çok engel koyuyoruz. Telefonumuzun çekmediği, sadece kuş cıvıltılarını ve ağaçların hışırtısını duyduğumuz, başka hiçbir sesin olmadığı bir yer düşünelim. Ağaçlar arasında bir yolda sakin sakin yürüdüğümüzü. Hafif hafif esen rüzgarı..
Sanki dertlerimiz sıkıntılarımız kaybolmuş orda. Temiz havayı içimize çekiyoruz miss gibi 

Köyümüze yakın mesafede olan Üyük ormanına gittik piknik yapmaya. İşte tam da bu anlattığım gibiydi:)
En son yıllaar önce gitmiştik. Ne iyi geldi anlatamam oranın güzel havası. Arabaya bindiğimizde sıcaklık 42 dereceyi gösteriyordu, ormana doğru yaklaştıkça 27 derecelere kadar düştü:) Havanın serinliğine attım kendimi hemen:)

İlk iş olarak bir salıncak kurduk. Sallanmayı çok seviyorum her yerde bir salıncak bulurum kendime:)


Semaver hazırlanadursun ben bir doğa yürüyüşüne çıkayım:)

 Temiz havaya özlemimi fotoğraflarla gidermeye çalışırken sizinle de paylaşmak istedim 
Hepimizin biraz sakinliğe ihtiyacı var, ilk fırsat bulduğunuzda atın kendinizi siz de doğanın kollarına  


15 Temmuz 2017 Cumartesi

Gizem Türünde-Etkileyici 4 Kore Filmi Önerisi~

Merhabaa!  
Mutlu bir hafta sonu geçiriyorsunuzdur umarım:) Belki de aldınız kahvenizi kim ne yazmış diye blogları karıştırıyorsunuz:) Ben tam da öyle yapacaktım ki aklıma izlediğim birkaç filmi not almayı unuttuğum geldi. Hazır not alırken de neden listemdeki filmleri sizinle paylaşmayayım dedim:) 

Bu sıralar gizem türündeki Kore filmlerine sardım. Kore filmlerine karşı aşırı bir ön yargı var. İnsanlar izlemeyi denemeden başlıyorlar eleştirmeye. Ama ah bir izleseniz:) Dizilerini artık ben de pek izlemiyorum zaten, o konuda bir şey demeyeceğim ama gerçekten çok kaliteli filmleri var.
O zaman gizem türünde film arayanlar için etkisinde kaldığım birkaç filmi paylaşıyorum:)


The Handmaiden (2016)

1930'ların Koresi ve Japonyası...
Kendisine miras kalmış bir asilzade (Kim Min Hee), onun servetine göz dikmiş bir dolandırıcı (Ha Jung Woo), dolandırıcı tarafından tutulmuş bir yankesici (Kim Tae Ri), asilzadenin velisi ve amcası (Cho Jin Woong) etrafında gelişen bir hikaye.
Film, Sarah Waters'ın romanı Fingersmith (2002)'in modern bir uyarlaması...

Film +18 sahneler içeriyor. Ama konusu o kadar ilgi çekici ki o sahneler konunun önüne geçmiyor. Eğer kafa karıştırıcı, bittiğinde "Ben ne izledim az önce ya?" dediğiniz filmleri seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim:)

Missing Woman (2016)

Ji Sun (Uhm Ji Won) doktor olan eski eşi kızlarının, Da Eun’un velayeti için kavga ediyordur. PR şirketindeki işini kanıtlamaya çalışan Ji Sun, velayet savaşını kazanmak için kızı ile saat değiştirir. Ji Sun kızına yardımcı olması için yarı Koreli yarı Çinli bir dadı tutar, Han Mae (Kong Hyo Jin).
Bir gece, Ji Sung işten eve gelir fakat Dae Eun ve Han Mae evde değillerdir. Ji Sung harap olmuş şekilde kızını arar. Velayet savaşı ve işi arka planda kalır. O sırada, Han Mae’nin de hikayesi yavaş yavaş ortaya çıkar.

Sonunu merak ettiren filmlerdendi. Ağlatacağını düşünerek başlamamıştım filme ama bir güzel ağladım:') Zaten Gong Hyo Jin'in dizilerini de filmlerini de ayrı seviyorum. Tavsiye ederim:)


Helpless (2012)

Düğünlerinden birkaç gün önce Veteriner Jang Mun-ho, nişanlısı Sun-young ile Andong’daki ailesini görmeye giderken kahve almak için bir dinlenme yerinde mola verir. Fakat Mun-ho arabaya döndüğünde Sun-young ortadan kaybolmuştur ve telefonu cevap vermemektedir. Jang Mun-ho nişanlısını bulmaya çalışırken onun hakkında bildiği şeylerin hiçbirinin doğru olmadığını anlar.

Bu da sonunu merak ettiren, sonunda şaşırtan filmlerden:)


White Night (2009)

15 yıl önce Yo-han’ın babası cinayete kurban gider , Mi-ho’nun (Son Ye-jin) annesi ise intihar eder. Yo-han ve Mi-ho olanların gölgesinden kurtulup daha parlak bir geleceğin düşünü kurmaktadır. Dedektif Dong-su Han ( Su-kyu Han) ise bu ikilinin arkasındaki gerçeğin peşine düşer. Fakat gerçek bu iki sevgili için o kadar da parlak değildir.

Bu filmi izleyeli uzun zaman oldu ama filmin sonlarında "yok artık!" dediğimi hatırlıyorum:) 

Son zamanlarda en unutamadıklarım bunlardı:)
Eğer sizin de önerileriniz olursa severek listeme ekleyeceğim:)

Mutlu Günler!  

14 Temmuz 2017 Cuma

Mutluluk Kiti ♡

Merhaba! 

Beklemediğiniz bir anda yüzünüzü aniden gülümseten arkadaşlarınızın olması ne kadar güzel!
Kendimizi değersiz hissettiğimiz zamanlar vardır ya. Ya da kötü olaylar yaşamışızdır, kendimizi toparlamaya çalıştığımız zamanlar. Kendi kendime çözebilen bir yapım yok benim. Aileme ve arkadaşlarıma sarılırım her zaman. Allah'a şükrederim çevremde bu kadar güzel insanlar olduğu için. Beni böyle değerli insanlarla karşılaştırdığı için. 

Gülçin'in bazen benim içimin sıkıldığı anları, kendimi toparlamam gereken bir dönemde olduğumu hissettiğini düşünüyorum 😅

Ankara'ya döndüğümüzde talihsiz bir olay yaşadık, çok şükür şimdi her şey yolunda. Kendimi iyi hissetmeye çalışıyordum, geçti gitti diyerek düşünmemeye çalışıyordum. Gülçin'e gittim çok uzun zamandır görüşemiyorduk zaten. Nerden bileyim böyle tatlı bir hediyeyle evime döneceğimi:))

Aslında itiraf edeyim burdan, dolabının üzerinde görmüştüm bunu. Hediye diye düşünmemiştim ama süslü püslü bir şey neymiş bu diye kurcalayacaktım.
İyi ki unutmuşum kurcalamayı da sürprizi bozulmamış:))
O zaman içini açayım size bu tatlış hediyenin:)
En komik anılarımızı küçük kağıtlara yazmış:) İlkokuldan şimdiye kadar. "Cidden böyle yapmıştık de mi ya?" diyerek gülmekten gözümden yaş gelerek okuduğum, bana hatırlattığı o kadar güzel anılar vardı :)) Bardak altlığını da nasıl kıyıp da kullanacağım bilmiyorum:))
Zarf içinde içimi açan güzel bir not 
Hayallerimi beni hiç yargılamadan dinler, arkamda olur, yol gösterir:) Galiba beni daha çok dinlemek istediği için daha çok hayal kurmamı istemiş canım arkadaşım 😅 
Yıldızıma bakıp bol bol hayal kuracağım tabii ki  
İflah olmaz bir fındık sever olduğum için fındığımı eksik etmemiş:)  
Bir de rengarenk şeker sepeti!  


İçimden geldi ♡  ~ ~ ~ ~ rengarenkyakamoz

Her günümüz diğerinden güzel geçsin, bizi mutlu eden sürprizlerle karşılaşalım inşallah!