10 Ağustos 2017 Perşembe

Tatlı Küçük(!) Değişiklikler ♡

Merhaba!🌸
Temmuz bitmiş, Ağustos gelmiş de bir de 10 gün mü geçmiş?

Uzun süredir kafamı toparlasam da  bir şeyler yazsam diyordum. Ama günlerim hep gündüz iş yapmakla akşam da dinlenmeye çalışmakla geçiyor. Hem de bu sıcaklarda! Üzerine bir de psikolojik durumumu ekleyince gerçekten zorlandığım bir dönemi bitirmek üzereyim. Ya da yeni mi başlıyorum?:) 

Böyle yazınca sanki kötü bir şey yaşamışım gibi oldu ama öyle değil. Aslında normal insanlar için mutluluk verici bir şey belki. Ama benim gibi 25 yıldır dümdüz bir hayatı olan biri için şok etkisi yarattı:)
Yıllardır taşınmayı düşünüyorduk, hatta ben de çok istiyordum. Evimi sevmiyordum, odam salona bağımlı diye yıllarca söylendim. Hem babamın işine de çok uzaktı evimiz. Taşınmamızdan doğal hiçbir şey yoktu aslında. Ama gelin görün ki bu sene bu sefer ciddi ciddi ev arayıp evi de tutunca işler değişti. Evi tutuktan sonra evimize dönerken boğazımda oluşan düğümü size anlatamam. Ne çok seviyormuşum meğer evimi😅 Yakın bir yere taşınsak yine sorun değildi ama hiç bilmediğimiz bir semte gitmek biraz etkiledi tabii. Biraz mı? 

Ben geçmişimle yaşayan biriyim. Kötü bir şey ama öyle. Hep geçmişte takılı kalırım, hep geçmişe özlem duyarım. Hal böyle olunca doğup büyüdüğüm yerden ayrılma düşüncesi de fazla etkiledi beni.  Mesela yazın akşamları evde duramam. Hemen ararım birkaç arkadaşımı dışarı çıkalım diye. Neredeyse bütün arkadaşlarıma hatta şehir merkezine toplu taşımayla yaklaşık 1 saatlik uzaklığa gitme fikri hiç hoş gelmedi bana başlarda:)) "Arabayla 25-30 dakikacık yol canım nedir yani?" diye diye alıştırdık kendimizi:)

Yukarda yazdığım kadar melankolik değilim artık. İlk başta hissettiğim yoğun duyguları şimdi dışa vurdum sadece:) Babam her gün neredeyse 2 saati bulan işe gitme yolundan kurtuldu, bize de değişiklik oldu ne güzel diyerek iyi yönlerine bakıyorum:)

Önceki evde uzuuunn süre önce boyanan pembe-lila odamdan bembeyaz bir odaya geçiş yaptım mesela, içim açıldı valla:) (Evet pembe-lila, çocuk sayılırdım o zamanlar😅) En çok da koyu kahverengi olan yatak başlığımı boyadığıma sevindim galiba:)

Minik bir de balkonum var, nasıl huzurlu bir görseniz ♡ Ama daha düzenleyemedim orayı. Arkadaşlarımla kahve içip sohbet edebileceğimiz küçük bir alan oluşturacağım:) 

Yavaş yavaş yaklaşık 1 aylık yorgunluğu bırakıp normal hayatımıza dönmeye başladık çok şükür. En azından şu an dinlenirken kafamı toplayıp bunları yazabilmem bile yeter bana:) 

Sevdiklerimiz yanımızda olunca, sağlığımız yerinde olunca çok şükür her şeye alışırız. Bu ufak tefek kafaya takmalar hayatın tuzu biberi ♡  Allah hayırlı günler nasip etsin yeter ki~~

Bu da böyle bir iç dökme yazısıydı~~ 
Mutlu akşamlar 



18 Temmuz 2017 Salı

Bir Tatlı Huzur ♡



Merhabalar!
Bu sabah İstanbul'da sağanak yağış haberleriyle uyandım. İnşallah en az hasarla atlatılır.
Ankara'da durum hala aynı. Sıcaklardan bunaldıkça aklıma serin serin geçirdiğim tatil günleri geliyor~ Serin serin yaptığım piknikler:)

Doğa insana ne kadar iyi geliyor değil mi? Ama doğayla aramıza ne çok engel koyuyoruz. Telefonumuzun çekmediği, sadece kuş cıvıltılarını ve ağaçların hışırtısını duyduğumuz, başka hiçbir sesin olmadığı bir yer düşünelim. Ağaçlar arasında bir yolda sakin sakin yürüdüğümüzü. Hafif hafif esen rüzgarı..
Sanki dertlerimiz sıkıntılarımız kaybolmuş orda. Temiz havayı içimize çekiyoruz miss gibi 

Köyümüze yakın mesafede olan Üyük ormanına gittik piknik yapmaya. İşte tam da bu anlattığım gibiydi:)
En son yıllaar önce gitmiştik. Ne iyi geldi anlatamam oranın güzel havası. Arabaya bindiğimizde sıcaklık 42 dereceyi gösteriyordu, ormana doğru yaklaştıkça 27 derecelere kadar düştü:) Havanın serinliğine attım kendimi hemen:)

İlk iş olarak bir salıncak kurduk. Sallanmayı çok seviyorum her yerde bir salıncak bulurum kendime:)


Semaver hazırlanadursun ben bir doğa yürüyüşüne çıkayım:)

 Temiz havaya özlemimi fotoğraflarla gidermeye çalışırken sizinle de paylaşmak istedim 
Hepimizin biraz sakinliğe ihtiyacı var, ilk fırsat bulduğunuzda atın kendinizi siz de doğanın kollarına  


15 Temmuz 2017 Cumartesi

Gizem Türünde-Etkileyici 4 Kore Filmi Önerisi~

Merhabaa!  
Mutlu bir hafta sonu geçiriyorsunuzdur umarım:) Belki de aldınız kahvenizi kim ne yazmış diye blogları karıştırıyorsunuz:) Ben tam da öyle yapacaktım ki aklıma izlediğim birkaç filmi not almayı unuttuğum geldi. Hazır not alırken de neden listemdeki filmleri sizinle paylaşmayayım dedim:) 

Bu sıralar gizem türündeki Kore filmlerine sardım. Kore filmlerine karşı aşırı bir ön yargı var. İnsanlar izlemeyi denemeden başlıyorlar eleştirmeye. Ama ah bir izleseniz:) Dizilerini artık ben de pek izlemiyorum zaten, o konuda bir şey demeyeceğim ama gerçekten çok kaliteli filmleri var.
O zaman gizem türünde film arayanlar için etkisinde kaldığım birkaç filmi paylaşıyorum:)


The Handmaiden (2016)

1930'ların Koresi ve Japonyası...
Kendisine miras kalmış bir asilzade (Kim Min Hee), onun servetine göz dikmiş bir dolandırıcı (Ha Jung Woo), dolandırıcı tarafından tutulmuş bir yankesici (Kim Tae Ri), asilzadenin velisi ve amcası (Cho Jin Woong) etrafında gelişen bir hikaye.
Film, Sarah Waters'ın romanı Fingersmith (2002)'in modern bir uyarlaması...

Film +18 sahneler içeriyor. Ama konusu o kadar ilgi çekici ki o sahneler konunun önüne geçmiyor. Eğer kafa karıştırıcı, bittiğinde "Ben ne izledim az önce ya?" dediğiniz filmleri seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim:)

Missing Woman (2016)

Ji Sun (Uhm Ji Won) doktor olan eski eşi kızlarının, Da Eun’un velayeti için kavga ediyordur. PR şirketindeki işini kanıtlamaya çalışan Ji Sun, velayet savaşını kazanmak için kızı ile saat değiştirir. Ji Sun kızına yardımcı olması için yarı Koreli yarı Çinli bir dadı tutar, Han Mae (Kong Hyo Jin).
Bir gece, Ji Sung işten eve gelir fakat Dae Eun ve Han Mae evde değillerdir. Ji Sung harap olmuş şekilde kızını arar. Velayet savaşı ve işi arka planda kalır. O sırada, Han Mae’nin de hikayesi yavaş yavaş ortaya çıkar.

Sonunu merak ettiren filmlerdendi. Ağlatacağını düşünerek başlamamıştım filme ama bir güzel ağladım:') Zaten Gong Hyo Jin'in dizilerini de filmlerini de ayrı seviyorum. Tavsiye ederim:)


Helpless (2012)

Düğünlerinden birkaç gün önce Veteriner Jang Mun-ho, nişanlısı Sun-young ile Andong’daki ailesini görmeye giderken kahve almak için bir dinlenme yerinde mola verir. Fakat Mun-ho arabaya döndüğünde Sun-young ortadan kaybolmuştur ve telefonu cevap vermemektedir. Jang Mun-ho nişanlısını bulmaya çalışırken onun hakkında bildiği şeylerin hiçbirinin doğru olmadığını anlar.

Bu da sonunu merak ettiren, sonunda şaşırtan filmlerden:)


White Night (2009)

15 yıl önce Yo-han’ın babası cinayete kurban gider , Mi-ho’nun (Son Ye-jin) annesi ise intihar eder. Yo-han ve Mi-ho olanların gölgesinden kurtulup daha parlak bir geleceğin düşünü kurmaktadır. Dedektif Dong-su Han ( Su-kyu Han) ise bu ikilinin arkasındaki gerçeğin peşine düşer. Fakat gerçek bu iki sevgili için o kadar da parlak değildir.

Bu filmi izleyeli uzun zaman oldu ama filmin sonlarında "yok artık!" dediğimi hatırlıyorum:) 

Son zamanlarda en unutamadıklarım bunlardı:)
Eğer sizin de önerileriniz olursa severek listeme ekleyeceğim:)

Mutlu Günler!  

14 Temmuz 2017 Cuma

Mutluluk Kiti ♡

Merhaba! 

Beklemediğiniz bir anda yüzünüzü aniden gülümseten arkadaşlarınızın olması ne kadar güzel!
Kendimizi değersiz hissettiğimiz zamanlar vardır ya. Ya da kötü olaylar yaşamışızdır, kendimizi toparlamaya çalıştığımız zamanlar. Kendi kendime çözebilen bir yapım yok benim. Aileme ve arkadaşlarıma sarılırım her zaman. Allah'a şükrederim çevremde bu kadar güzel insanlar olduğu için. Beni böyle değerli insanlarla karşılaştırdığı için. 

Gülçin'in bazen benim içimin sıkıldığı anları, kendimi toparlamam gereken bir dönemde olduğumu hissettiğini düşünüyorum 😅

Ankara'ya döndüğümüzde talihsiz bir olay yaşadık, çok şükür şimdi her şey yolunda. Kendimi iyi hissetmeye çalışıyordum, geçti gitti diyerek düşünmemeye çalışıyordum. Gülçin'e gittim çok uzun zamandır görüşemiyorduk zaten. Nerden bileyim böyle tatlı bir hediyeyle evime döneceğimi:))

Aslında itiraf edeyim burdan, dolabının üzerinde görmüştüm bunu. Hediye diye düşünmemiştim ama süslü püslü bir şey neymiş bu diye kurcalayacaktım.
İyi ki unutmuşum kurcalamayı da sürprizi bozulmamış:))
O zaman içini açayım size bu tatlış hediyenin:)
En komik anılarımızı küçük kağıtlara yazmış:) İlkokuldan şimdiye kadar. "Cidden böyle yapmıştık de mi ya?" diyerek gülmekten gözümden yaş gelerek okuduğum, bana hatırlattığı o kadar güzel anılar vardı :)) Bardak altlığını da nasıl kıyıp da kullanacağım bilmiyorum:))
Zarf içinde içimi açan güzel bir not 
Hayallerimi beni hiç yargılamadan dinler, arkamda olur, yol gösterir:) Galiba beni daha çok dinlemek istediği için daha çok hayal kurmamı istemiş canım arkadaşım 😅 
Yıldızıma bakıp bol bol hayal kuracağım tabii ki  
İflah olmaz bir fındık sever olduğum için fındığımı eksik etmemiş:)  
Bir de rengarenk şeker sepeti!  


İçimden geldi ♡  ~ ~ ~ ~ rengarenkyakamoz

Her günümüz diğerinden güzel geçsin, bizi mutlu eden sürprizlerle karşılaşalım inşallah! 



13 Temmuz 2017 Perşembe

Kısa Bir Tatil ~ | Amasra ♡

Evim güzel evim!🏡


İnsanın evi gibisi yok. Bu sene bayramla tatili birleştirince uzun süre ayrı kaldım evimden. Nasıl özledim nasıl özledim anlatamam! Ankara'nın sıcağına gelmiş olsam bile halimden memnunum:)

Ama bir süre güneş görmesem iyi olacak. Kendimi eve kapatıp sadece akşamları çıkmayı planlıyorum. Çünkü benim yaz tatillerim genelde böyle geçer:) Hem de tatilde ne kadar korusam da kendimi bronzlaştım ister istemez. Bu halde kimseyle görüşesim yok zaten. Güneşe kapalıyım uzun süre:) Herkesin bir huyu var işte. Sıcağa, güneşe ve bronzlaşmaya dayanamıyorum. Aynaya bile bakmıyorum ki arkadaşlarımla buluşmak şurda kalsın😅
Neyse bu mevzu bugünlerde kanayan yaram olduğu için konuştum biraz. Kapatayım en iyisi konuyu:)


Geçen sene Akbük'e gidip sıcaktan bayıldığımız ve hayatımızın pişmanlığını yaşadığımız için bu sene önceden olduğu gibi Amasra'ya gittik yine. Hem bunaltıcı bir havası yok hem de insanının sıcaklığı çekiyor bizi oraya:) Hatta imkanımız olsa yazlık alıp oralı olmayı bile düşünüyoruz😅 Her zaman söylerim tekrar söylüyorum ki Karadeniz gibisi yok! En azından benim için yok:)) Dağların arasında, ağaçların içinde kıvrıla kıvrıla giden yollarını izleyerek yolculuk yapmak çok başka. Hatta havalar yeni yeni ısındığı için yağmurlu bir havada tatil yolculuğu yaptık😅 Olsundu, ben böyle seviyorum zaten.
 Tatile gittiğimde benim için en önemli şeylerden biri de kalacak yer. Öyle yerler var ki insanın bırakın orda uyuyup yemek yemesini, nefes alması bile mümkün değil. Zaten takıntılıyım bu konuda. Aman nere olursa kalıverelim diyemiyorum. "Allah'ım tatilimin rezil olmasını istemiyorum nolur şöyle güzel, temiz bir pansiyon bulalım" diye dualar ede ede dolaştım pansiyon ararken. Bir de deniz manzaralı olursa fena olmaz hani, zaten denize girmeyi o kadar sevmiyorum, en azından akşam çayımı içerken şöyle güzel bir manzaraya bakayım:)) 
İnternete verilen ilanları arayarak bulduk pansiyonumuzu. Gidip görmeden içimiz rahat etmez diye önceden yer ayırtamadık:)) 

O kadar güzel bir pansiyon bulduk ki! Evi görür görmez tatilim bitmiş kadar oldum nasıl rahatladım anlatamam:)) Hemen terastaki yatağı kaptım tabii ki, böyle güzel bir manzaraya uyanmak için:))



En sevdiğim kısım da akşam gezmeleri~ Özellikle de hava serinse. Henüz havalar serin oralarda. Üzerime ceketimi almadan çıkamadım akşam dışarı:) Hatta yağmura bile yakalandık. Kendimizi hemen bir mekana attık:)
Karadeniz deyince akla yağmurlar geliyor tabii. Sahilde otururken karşı buluttan yağan yağmura bile tanık olabiliyoruz:)
Güneşin sıcağında kızgın kumlardan serin sulara atlamaktan biraz farklı tatil anlayışım. 
Bir şey almayacak olsam bile çarşıyı dolaşmayı çok seviyorum mesela. Ya da deniz kenarındaki bir kafede çay içmek:) Gün batımını seyretmek limana gidip:) 

Önceden birsürü şey alırdım çarşıdan. Ama bu sefer gözüme çarpan birkaç şey aldım o kadar:)

Annem görünce dayanamadı sarımsak döveceği aldı çeyizime. Ben de bu mor olanı beğenip aldım:)
Bu kitabı aldım bir de. Hiçbir yerde bulamam çünkü(!), almam lazımdı😅 Kitapçıda gezerken gözüme çarpınca aldım ne zamandır okumak istiyordum zaten:) Kitap ayracı da aldım rengine vurulup:)
Tam da bizim döneceğimiz gün Haluk Levent Amasra'ya geliyormuş Barış Akarsu'yu anma etkinlikleri için. Hatta Amasra Belediyesi'ne kendisi duyurmuş Twitter'dan, anma etkinliklerini tekrar yapın ücretsiz geleceğim konser vermeye diye. Sen ne güzel bir insansın♡ Katılmak çok isterdim ama katılamadım. Önceki günden hazırlamışlardı Barış Akarsu heykelinin olduğu yeri. Heykelin yanındaki çardakta gençler gitarlarını almışlar şarkılar söylüyorlardı. Birçok poster vardı. Her gittiğimde etkilenirim zaten, böyle bir güne denk gelince daha da etkiledi.

Tatil dönüşünde Safranbolu'ya uğradık. Yolumuzun üzeri zaten. Çok severiz hem de orayı:) Hava sıcaktı, hemen bir mekanda soluklandık. Çok tatlı bir kafe:) 

Safranbolu'dan da bu tatlı mumu ve safran kolonyalarını aldım. Hem çantaya atmalık, hem de ev için.
Neyse böyle böyle sonunda evime ulaştım işte:))
Biraz uzun bir yazı oldu, sonuna kadar okuyabildiyseniz teşekkür ederim 😅
 Hava çok sıcak, bol bol su içmeyi unutmayın 
Mutlu günler! 

18 Haziran 2017 Pazar

Bir Cumartesi Pikniği~ ♡

Merhabaa!
Bu sene yaz bir türlü gelemedi sanki:) Bana geldi gerçi. Yağmurun nemli sıcağı bile beni mahvediyor. 

Neyse ki dün hava güzeldi da ailemle iftara pikniğe gittik:) Az sonra burada birçok manzara fotoğrafı paylaşacağım:)
Erken gittik biraz da. Biraz derken 3 saat kadar erken gittik😅 Hem güzel bir yer tutmuş oluruz hem de kitap okuruz zaman geçer dedik:)
Çok da güzel bir yer tuttuk valla:) Diğer yerler gibi kalabalık değildi, daha huzur vericiydi:) Sesli ortamlarda asla kitap okuyamayan ben bile rahat rahat okudum kitabımı:) 
Misafirimizle birlikte tabii ki:)

Pamuk şekerler ⛅⛅

Güneş batarken ardında tepelerin  🌄

Artık iftar vakti yaklaştığında garip bir görüntüyle karşılaştık ama. 

O ilerde görünen manzara sanki bulutların üzerindeymişiz gibi bir görüntü oluştursa da bildiğimiz mangal dumanı bulutu😮 Yukarıda oturmak istediğimiz kadar varmış dedik. O kadar bunaltıcı ki orası. (Ortamın dağınıklığına aldırmayınız lütfen 😅 )

İşte bu da böyle bir anımdı:)

İyi geceler, hayırlı ramazanlar! 









16 Haziran 2017 Cuma

İnsan İnsan ~

Fi dizisi hakkında iyi-kötü yorumlar okudum. Daha doğrusu kötü yorumlar okudum daha çok. Valla pek o konulara girmiyorum ben. Severek de izliyorum aslında. Herkesin fikrine saygım var tabii ki.

Bunlardan bahsetmeyecektim ben ya:) Fi'nin sezon finalinde çalan parçaya denk geldim de şimdi Youtube'da. Yeniden hislendim:)) 
Aslında çoğumuz önceden de dinlemiştir bunu ama bu hislerle dinlememiştim :)

Sezon finalini resmen hissederek izledim ben! Kişiden kişiye değişir ama bana gerçekten hissettirdiler. Bazı yerlerde kalbim hızlı hızlı çarptı hatta. Mesela Duru'nun sinir krizi geçirdiği sahnelerde:) Şu an müziği tekrar dinlerken de dizinin etkisini üzerimde hissediyorum. Sizinle de paylaşmak istedim. 

Parçayı dinlerken 4 dakikada yazdığım bir yazı oldu bu:) Ama içimde tutamadım hemen paylaşmak istedim ne yapayım:) 

Tekrar iyi geceler efendim:)